AĞLATAN KÂĞIT! – BU TÜRK OLAN PADİŞAHIN YANINDA KAL –

Abdullah es-Savecî şöyle anlatır: “Bir gün Nizâm-ül-mülk hacca gitmek için sultan Melikşâh’dan izin istedi. Sultan Melikşâh’ın rızâsı üzerine hazırlanarak yola çıktı. Yanında benden başkaları da vardı. Dicle kenarına gelince, çadırlarımızı kurduk. Bir müddet orada kalacaktık. Bir gün ben çadırımdan çıktım. Nizâm-ül-mülk’ün çadırının kapısında fakîr bir zât duruyordu. Hâlinden tasavvuf ehli olduğu anlaşılıyordu.

Bana; “Nizâm-ül-mülk’ün bende bir emâneti var sana versem, verir misin?” dedi. Ben evet deyince, katlanmış bir kâğıt uzattı. Nizâm-ül-mülk’ün yanına varıp, kâğıdı verdim. Açıp okuyunca, ağlamaya başladı.

Ben, emânet olduğundan, kâğıtta neler yazılı olduğuna bakmamıştım. Onu böyle ağlar görünce, keşke kâğıdı açıp okusaydım. Eğer kötü bir şeyler yazılı olduğunu bilseydim, hiç vermezdim” diye düşündüm.

Daha sonra bana dönerek, “Ey Şeyh! Bu mektubu kimden aldın?” diye sordu. Ben de; “Şöyle şöyle bir zâttan aldım” dedim. “O fakiri yanıma getirin” deyince, dışarı çıktım fakat onu bulamadım. Tekrar Nizâm-ül-mülk’ün yanına girdim. Onu bulamadığımı söyleyince, o kâğıdı okumam için bana uzattı.

Kâğıtta; “Ben Resûlullah efendimizi rüyamda gördüm. “Sen vezir Hasen’in yanına git ve ona de ki: Neden Mekke’ye hac etmek için gider. Onun haccı buradadır. Ona; “Bu Türk olan pâdişâhın yanında kal ve ümmetimin muhtaçlarına yardım et dememiş miydim” yazıyordu. Bunun üzerine hemen geri döndü ve hacca gitmekten vazgeçti.

Daha sonra Nizâm-ül-mülk; “Eğer o zâtı görürsen, yanıma getir. Onunla tanışalım” dedi. Birgün, o zâtı Dicle kenarında gördüm. Eski ve yamalı elbisesini yıkıyordu. Yanına gidip; “Vezîrimiz Nizâm-ül-mülk sizi görmek istiyor” dedim. Bana; “Ne ben onunla görüşürüm, ne de o benimle!.. Bende bir emâneti vardı. Onu kendisine verdim. Başka bir şey yapmadım” dedi.

You may also like...

WhatsApp
RSS
Follow by Email
Pinterest
LinkedIn
Share