AVRUPA’DAKI OSMANLI KORKUSU

Donanma, ordu yürürken Muzafferen ileri,Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri… Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesinde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlılardan yardim istedi. Bunun üzerine Kânûnî’nin krala gönderdiği mektup onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup şöyeledir:

” Sen ki Françe vilâyetinin kralı olan Françesko’sun. Hükümdarların sığındığı kapımın eşiğine uzattığın tezkereden mâlûmum oldu ki, memleketinin toprakları düşman tarafından zaptolunup, sen dahi şu anda onlar elinde esir bulunmaktasın Kurtulmaklığın için bizden yardım dilemektesin. Bütün dünyanın sığındığı, padişahlığıma yakışan ayağımın toprağına maruzatın ulaşmakla her türlü halini öğrenip, olan bitenden haberdar oldum.

Yüce selefleri miz, Allah onların kabirlerini nur içinde tutsun, düşmanlarını kahretmek ve sayısız fetihlere ermek maksadıyla her vakit cihat için kılıç çekmek fırsatını kaçırmayıp, ben dahi onların açtığı çığırda harekete geçip, her günüm zorlu kaleler ve girilmesinde engeller bulunan şehirler feth etmiş bulunmaktayım. O sebepten gece ve gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanmıştır.

“Fransa’da dans ilk icat edildiği zaman Osmanlı sefiri durumu Padişaha bildirir. Padişah der ki: “Ben ki 48 krallığın Imparatoru Kanuni Sultan Süleyman’ım. Sefirimden aldığım mazharda, memleketinizde, dans namı altında, kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle, açıkca halk önünde seviştiği mesmu şahanem olmuştur.

Hem hudut olmaklığımız dolayısıyla iş bu rezaletin memleketime sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunumun yed’inize vüsulundan itibaren işbu rezalete hatime verilmediği takdirde orduyu hümayunumla bizzat gelip işbu rezaleti men’e muktedirim.”Hammer tarihinde, bu mektup üzerine, Fransa da dansın tam yüz yıl yasak edildiği belirtilir.

Bir mektupla bir Imparatordan bir kral kurtaran ve bir ülkede ki ahlaksızlığı önleyen güç. Bütün dünya ile tam yirmi yıl savaşan ve de galip gelen orduyu besleyen ekonomik yapı. Selimiye’yi inşa eden teknik. Ve bilhassa, Fas’tan Hindistan’a, Avusturya’dan Yemen’e kadar, ayrı ırktan, ayrı kavimden, ayrı dilden, ayrı dinden milyonlarca insanı kardeşce yaşatan bir ruhtur Osmanlı Devleti.

Çarlık Rusyası’nın Balkanlar’ı Osmanlı’dan koparmak gayesi ile Balkan milletlerine gizliden gizliye silah dağıtıp, bir yandan da fitne tohumları ekerek ayaklandırmaya çalışır. Bu iş için vazifelendirilen Rus generali Çirmayev’in 1877 yılında Bulgaristan’dan Çar’a gönderdiği gizli raporda:

” Buralarda hiç yoktan ordular meydana getirdim. Bu askerleri ölüme sevk ediyorum. Fakat bu insanları sendeleten bir engel var; Türklerin yaşayan hatıraları! Ölümden korkmayan lar hâtıralardan korkuyorlar. Yalnız Türkleri değil, onların tarihlerini de yenmek lazım. Onlarda her halde bir sihirbaz zekası var.

Bir değil, bir kaç istila bile, onların iliklerine işleyen gizli üstünlüklarini yıkmaya bence kâfi gelmeyecektir.” diye yazarak oldukça ibretli bir itirafta bulunur.Yine okullarımızda ders kitabı olarak okutulan tarih kitaplarımızda Kızıl Sultan diye gençlere öğretilen Cennet mekan II. Abdülhamit Han Hazretlerinin, dinimize ve kitabımıza küfretmek isteyenlere karşı gösterdiği amansız mücadelelerinde bir tanesi bugün Dışişleri bakanlığı arşivinde 12 numaralı fihristin 61. Sayfasındaki TS-TI rumuzlu belgede şu şekilde ifade ediliyor:

“Hazreti Muhammed’in nam-ı kudsiyetlerine dair tertip olunan oyuna dair” Fransa, II. Cumhuriyet devrinde, Sadi Karnot’un Cumhurbaşkanlığı sırasında, tanınmış Fransız yazarlardan Marki de Bornier “Muhammet” isimli manzum bir dram yazmış, bunu Komedi Franz’e kabul ettirmiş (1888), proğramına aldırtmış ve sahne provalarına başlattırmıştır (1890). Piyes, Hazreti Muhammed’i sahnede belirttiği gibi, onu ve Islam dinini aşağılamaktadır. Sultan Abdulhamid duruma derhal mudahale ederek bütün Fransa tiyatrolarında oyunun sahnelenmesini yasaklattırmıştır.

Islama ve Müslümanlara karşı düşmanlığını hiristiyanlık taassubunu edebî bir kılığa bürünerek açığa vurmak isteyen yazar, emeline Fransa’da ulaşamayınca, piyesini Ingiltere’de oynamak istedi. Tanınmış Ingiliz aktör Irvinç ile anlaştı. Oyunun Londra Lyceum tiyatrosunda sahnelenme hazırlığına başlandı. Abdülhamid, derhal devreye girerek piyesin Ingiltere’de de oynanmasını engelledi.

1900’de yine Paris’te “Muhammed’in Cenneti” isimli piyesin ismi değiştirilmiş, Islama karşı telmih sayılabilecek hususlarda piyesten çıkarılmıştır. 1893’te Roma’da “II. Mehmet isimli piyesle ilgili Italya Hariciyesi’ne müracat edilmiş, Fatih’i, Islam’ı küçültücü hususlar varsa piyesin yasaklanacağı garantisi alınmıştır.

Markide Bornier, piyesini oynatmaktan vazgeçmemiş, 1893’te Fransız akademisi’ne seçilmesiyle hain emelini gerçekleştirme fırsatı yakaladığını zannetmiştir. Londra’da Hariciye Vekili ve aktörlerle anlaşma yapıldığı, oyunun oynanacağı haberi gazete lerde yer almıştır. Hariciyemiz yine harekete geçmiş ve Bornier emeline ulaşamamıştır.

You may also like...