DONANMA SEFER ÇIKARKEN

Andrea Doria’nın, 40 kadar kadırga ile, Mısır’dan Hind mallarını getiren Salih Reis’i yaka lamak üzere Girit sularında beklediği şayiası duyuldu. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, kader arkadaşı Salih Reis’in, Doria’nın pususuna düşmesine razı olmayacağı muhakkaktı. Nitekim ertesi gün bu şayiayı tersanede duyan Hayreddin Paşa, sadrazama koşarak şayianın doğru olup olmadığını sordu.

Diğer vezirler de oradaydı. Ayas Paşa fevkalade müteessir bir tavırla:“Hakikat böyle Paşa, içimiz kan ağlar” dedi.Diğer vezirler de aynı şekilde konuştular. Bunun üzerine Hayreddin Paşa onlardan son bir teminat istedi:“Salih Reis benim kader arkadaşımdır. Onu göz göre göre küffarın eline bırakamam ve feda edemem. Akdeniz’e yelken açmak artık zaruret halini aldı. Ancak siz de biraz ikdam göstermelisiniz” dedi.

Başta sadrazam olmak üzere herkes:“Âsûde hâtır ol Paşa, gözün arkada kalmasın. Bir mâha kalmaz diğer sefineler ikmal edilir.” Diye cevap verdiler. Ancak bir ay bekleyemeyecek olan Hayreddin Paşa, sadrazamın sarayından sonra padişahın sarayına giderek huzura çıktı ve vaziyeti arzederek denize açılmak üzere müsaade istedi. Kanuni Sultan Süleyman, kaptan paşanın bu fedakarlığına hayran kaldı. Ancak onu körü körüne ateşe atmaktan çekiniyordu:“Ya Doria ziyade sefine ile çıkarsa?”“Merak buyurmayınız Sultanım.

Duanız bereketiyle donanma-yı hümayunumuzun namını küçük düşürmem”“Allah seni muzaffer etsin, iki cihanda aziz ol!”Barbaros’un bu hayır dua karşısında gözleri doldu. Padişahın elerine sarılarak:“Bizi hatırdan çıkarma padişahım, sana layık bir kul olduğumuzu ispat için icabederse feda-yı can edeceğim” dedi. Sonra düşmana hitabediyormuş gibi denize bakan pencereye döndü, yumruklarını sıktı:“Küffar görsün, cihan Padişahını, Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ın leventlerini.

Hezimete hazır ol Doria!”Sultan Süleyman heyecan içindeydi. Barbaros’a yaklaştı:“Sana inanıyorum Hayreddin!” dedi.Huzurdan çıktıktan sonra soluğu tersanede alan Barbaros, deniz cenklerinde su ve ateş içinde pişmiş tecrübeli kaptanları topladı. İcabeden emirleri verdi. Askerin derhal gemilere bindirilmesini emretti.

7 Haziran 1538’de donanma-yı hümayun Haliç’ten çıktı. Bütün gemiler bayraklarla süslüydü. Hayreddin Paşa sabahın ilk saatlerinde saraya gitti. Vezirler ve devlet erkanı kaptan paşayı kapıda bekliyorlardı. Hayreddin Paşa, beraberinde kaptanları olduğu halde merasim dairesine girdi. Kaptanların bellerinde kıymetli taşlarla süslü sırma kemerler, kabzaları mücevherlerle işlenmiş kılıçlar vardı. Âdet üzere Paşaya bir sancak, davul, nakkare verildi. Sultan Süleyman zafer temenni etti.

vezirler ve devlet erkanı saraydan ayrılan kaptan paşayı iskeleye kadar yolcu ettiler. Barbaros, amiral gemisine çıkınca sefineler demir alıp yelkenlerini çektiler ve küreklerini yaydılar. Kanuni Sultan Süleyman, Topkapı sarayının balkonunda, sarayın önünden geçip Marmara’ya açılan donanmasını vakur bir eda ile temaşa ediyordu.

Gemiler ufukta gölge haline gelinceye kadar balkonda kaldı, sonra da:“Yâ Rabbi! Sen bizi muzaffer eyle! Yüzümüzü ak çıkar, küffarın zebunu eyleme!” diye dua ederek içeriye girdi.Padişah duasını alan Barbaros Hayrettin Paşa, daha sonra inşa alindeki gemilerin de iştiraki ile donanmasını güçlendirdi ve 27 Eylül 1538 günü Preveze önlerinde Andrea Doria kumandasındaki çok güçlü haçlı donanmasını tam bir hezimete uğrattı. Akdeniz 40 yıl Osmanlının mutlak hakimiyeti altında kaldı.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.