Geç gelen kurtarıcı

Vaktiyle, Şam çarşısında, bezzazlık yapan bir adam vardı. Müşterileri çoktu. Dükkanda işlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkanın yakınındaki camide, vaktin çıkması az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Caminin imamı onu bu hususta devamlı ikaz ederdi, fakat o yine bildiğini yapardı.

Bir gece, kan ter içinde uyandı. Bir kâbus görmüştü. Rüyasında öldüğünü gördü. Hesabını görmek üzere mizan başına getirdiler. “Hayatımda ibadetlerimi hep yaptım, haram işlemedim, mekruhlara dahi dönüp bakmadım, benim hesabım kolay geçer” diye ümit ediyordu. Melekler önce “İman ve doğru itikad” aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra “Namaz”a sıra geldi. Fakat aradılar, bir türlü bulamadılar. “Ben hiçbir namazımı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım” diye feryad ediyordu.

Nihayet Melekler, “Kusura bakma, sana ait bir tek namaz bulamadık, bu imtihanı veremedin. Şimdi doğru Cehenneme göndereceğiz” dediler. Adam çırpınıyor, “Hayır, bunda bir yanlışlık var, ben hiç namazlarımı bırakmadım” dediyse de dinlemediler, cehennem doğru sürüklemeye başladılar. O şiddetli korku ile dizlerinin bağı çözülmüş, sürüklenirken birden karşılarına nur yüzlü bir genç çıktı. “Ben bu adamın kıldığı namazlarım” dedi. Bunun üzerine onu tekrar mizan önüne getirdiler.

Adam heyecanla: “Ben burada perişan halde iken sen neredeydin” diye genç suretindeki kıldığı namazlara sordu. O da şu cevabı verdi:“Sen beni hep son vakte bırakırdın, kıyamet gününde de ben son vakitte gelirim”Adam o günden sonra namaz vakti girer girmez namazlarını kılmaya başladı.

You may also like...