HEPSİ OSMANLI PADİŞAHININ GÖLGESİNE SIĞINMIŞLARDIR

Kanuni Sultan Süleyman Han, Mohaç savaşında Avusturya ve Macar müttefik ordusunu perişan ettikten sonra, Macaristan Krallığına, Osmanlılara yardımcı olan Macar asilzadelerin den Yanoş Zapolya’yı tayin ederek İstanbul’a dönmüştü. Fakat Avusturya Kralı Ferdiand, bu tayini tanımadı ve kendi adamlarından birinin, yine kendisine niyabeten Macar kralı tayin edil mesi için harekete geçti.

Eğer kendi adamı kral yapılmaz ise, ordusuyla Macaristan’a girecekti. Bunun üzerine Yanoş Zapolya, Feron Laçki isimli bir elçiyi, durumu padişaha bildirmesi için İstanbul’a gönderdi. Elçi önce Veziriazam İbrahim Paşa ile görüştü. Veziriazam elçiyi pek hoş karşılamadı.

Daha sonra İkinci Vezir Mustafa Paşa, elçiyi çağırarak:

-Senin efendin, bizim Padişahımızın istirahat ettiği Budin köşküne oturmağa nasıl cür’et etmiştir? Padişahımızın istirahat ettiği, atının göründüğü her yer daima hükmümüz altında demektir. Sen, vergisiz olarak ve Padişahımızın kullarından biri tarafından geliyorsun. Bilmez misin ki, padişahımızın hükmü her yerdedir.

Bir hafta sonra Veziriazam, elçiyi tekrar kabul etti. Ona:

-Biz, eski kralınız Layoş’un ordusunu yendik ve onu öldürdük. Sarayında yemek yedik ve uyuduk. Krallar, taç giymekle kral olmazlar. Hüküm süren, altın değildir. Şunu iyi bil ki, demir dir. Kılıç ile kazanılan yerleri kılıç ile korumak gerekir. Sen, padişahımızdan yardım iste. Dağ larınızı, atlarımızın ayakları altında ova yaparız.

Şunu iyi bilesin ki, bizim şahin pençesinden daha müthiş pençelerimiz vardır. Ellerimizi koyduğumuz yerlerin geri alnması zordur. Söz lerimi hatırında tutasın…Bu şekildeki sözleri işiten elçi çok müteessir oldu ve hiçbir cevap veremeden odadan çıktı. Bir ay kadar İstanbul’da kaldı. Bu müddet zarfında hiçbir netice alamayan elçi üzülüyordu Nihayet Kanuni Sultan Süleyman elçiyi huzura çağırıp teselli mahiyetinde şunları söyledi:

-Yanoş Zapolya’ya git söyle, ona dostluğumuzu isbat edeceğiz. Bilirsin ki, Hristiyan kral ları, atalarımın ve Müslümanların üzerine tehdit bulutları yığmışlardı. Ancak bu bulutlardan yıldırımlar çakmıyordu. Onlar sebep olmasalardı, insan kanı dökülmeyecekti.

Fakat her vesile ile üzerimize yürüdüler. Onları yok etmek gerekliydi. Senin efendin , hristiyan hükûmetlerinin önemli veya önemsiz bütün durumlarında bize bilgi ulaştırsın. Bütün kuvvetlerimle onun düşmanları üzerine yüryeceğim. Allah’ın sevgilisi Hazret-i Muhammed ve kılıcımın üzerine yemin ediyorum. Şimdi size 50 top ve 50 kantar barut verilecek.

Bütün sancak beyleri Avustur ya üzerine sefer için hazırlanacaklar. Şimdi yurdunuza gidiniz…Daha sonra Osmanlı ordusu sefere çıktı ve Avusturya ordusunu perişan ettikten sonra, bir daha Macaristan meselesi ortaya çıkmaması için, orası bir Osmanlı eyaleti haline getirildi.

You may also like...