Sabır ve Şükür Hakkında Muhteşem Hikaye

Birzamanlar…
Medine-i Münevvere’de, güzelliği, ahlakı dillere destan, genç ve zengin bir kadın vardı…

Habeşistan kralı Necaşi, İran kisrası(İmparatoru), Bizans kayserine(Kralına) kadar, nice sultanlar, padişahlar onunla evlenmek için sıraya girdiler, ayaklarına neler serdiler,neler. ama O, hepsini geri çevirdi…

Ve bir gün bu kadın Peygamber efendimizin huzuruna geldi “Ey Allah’ın Rasûlü bana beni cennete götürecek bir amel öğret.” dedi.

Peygamber Efendimiz’in (sav) ‘gündüzleri oruç tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede bulunacağını düşünürken sevgililer sevgilisi “Evlen ey Hifa” buyurdu.

Hifa hatun, “Ya Rasulullah, Beni, Habeş hükümdarı Necaşi istemişti. Ubeydullah yüz deve ve daha bir çok şey mehir olarak vaad etmişti. Ben hiç birini kabul etmemiş, Kendime denk olan hiç kimse görememiştim. Ancak siz, kimi uygun görürseniz, ona razıyım” dedi.

Peygamberimiz (sav) ; “Yarın sabah, mescide ilk önce gelen kimse ile evlen” buyurdu.

Medinede bunu duyan herkes hazırlık yapıyor, sabah erkenden uyanıp mescide gelmenin çarelerini arıyordu. Alemlerin Rabbi o gece herkese bir uyku verdi, herkes uykuda kalıyor, Peygamberimiz ise mescide ilk önce gelecek kimseyi bekliyordu…

Birden kapıda Süheyb isimli sahabi göründü. Son derece güzel ve zengin bir kadın olan Hifa’nın aksine, Süheyb, kimsesiz, fakir, Evi olmayan, Mescidlerde yatan, siyaha yakın renkli, çelimsiz, bir kimse idi. Ne Hifa hatundan neden ne paygamberimizin evlendirme vaadinden bile haberi yoktu.

Peygamberimiz sabah namazından sonra, Hifa Hatun’u çağırdı ve durumu anlattı. Hifa hatun, Allahü Teala’nın kazasına ve Allah Rasulü’nün tavsiyesine razı olduğunu söyledi…

Bunun üzerine peygamberimiz bir hutbe okudu, nikahlarını kıydı ve: “Ey Süheyb, kalk, hanımın için çarşıdan düğün hazırlığı yap” buyurdu.

Süheyb: “Ya Rasulallah, benim hiç bir şeyim yok ki” dedi.
Bunu duyan Hifa Hatun, kocasına 10 bin dirhem gümüş (o zamanın parasını) hediye ettiğini söyledi.

Peygamber Efendimiz, Süheyb’i pazara gönderdi. Düğün için gerekli şeyleri alıp dönen Süheyb’e: “Ey Süheyb, şimdi de hanımının elinden tut ve onu evine götür” buyurdu.

Süheyb çaresiz boynunu büktü ve: “Ya Rasulallah, benim evim mesciddir, nereye götüreyim?” dedi. Yüzü güzel olduğu gibi, kalbi de güzel olan Hifa Hatun : “Filan yerdeki konağımı sana bağışladım. Kalk, beni oraya götür” dedi.

Allah’ın Rasülu ikisine de dua etti ve ashab-ı kiramla birlikte bu yeni aileyi yolcu ettiler.

Hifa Hatun ve Süheyb eve gelince sofraya oturdular, Süheyb o yemekten sadece bir hurma alabildi.

Yatacakları esnada, Süheyb Hifa hatuna döndü ve dediki :
“Ey Hifa şüphesiz sen bana Allah’ın bir nimetisin, ben ise sana külfetim, yüküm. Benim bu nimete şükür ve seninde bu mihnete sabır için, gel, bu geceyi ibadet ve taatla geçirelim. dedi…

Belki ben şükür edicilerden, sende sabır edicilerden olursun, Zira peygamberimizden duymuştum “Cennette yüksek bir çardak vardır. Oraya sadece şükredenlerle, sabredenler girer.” buyurmuşlardı.”dedi. Ve O gece, ikisi de sabaha kadar namaz kılıp, dua ettiler ve ibadet ile meşgul oldular.

Süheyb, ertesi gün sabah mescide geldiğinde, Cebrail aleyhisselam, geceki hallerini Rasulullah’a haber vermişti.
Peygamber efendimiz ; “Ey Süheyb, geceki halinizi sen mi anlatırsın, yoksa ben mi haber vereyim?” diye sordular.
Süheyb : “Ya Rasulallah, siz söyleyiniz.” dedi.

Rasulullah, olanları ve ibadetlerini anlattı. Sonra da Ey Süheyb biliyormusun kardeşim Cebrail geldi ve müjde getirdi, Allahü teala senin ve eşin Hifanın bütün günahlarını bağışladı. ikisinizide cennet ile müjdeledi. dedi.

Süheyb sevincinden secdeye kapandı, Gölzerinden yaşalr süzüldü. Gözyaşları içinde : “Ya Rabbi, mademki beni affettin, bir daha günah kirine bulaşmadan canımı al” diye dua etti.

Allahü Teala, duasını kabul etti ve secdeden başını kaldırmadan ruhunu aldı. Olanları seyredenler şaşırmış, sahabeler ağlamaya başlamışlardı…

Peygamber Efendimiz, Sevgililer sevgilisi, Kimsesizlerin babası Ashabına ; “Size bundan daha ilgincini haber vereyim mi? şu an Hifa da ruhunu Hakk’a teslim etti.” buyurdular.

Bu iki aşk, teslimiyet ve takva abidesinin cenaze namazını Peygamber Efendimiz bizzat kıldırdı. Ve onları yan yana defnettirdi…

Kabirlerinin başları ucuna iki tahta koydurdu ;
Birininkine “SABREDENLERDEN HİFA”
Diğerininkine “ŞÜKREDENLERDEN SÜHEYB yazılıdır…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.