Şehit Jan. Binbaşı Ahmet KARAMAN’ın biricik kızının babasına yazmış olduğu mektup… Aşkın yaşı 17’ydi baba

Kargo uçaklarını bilir misiniz? Ben size anlatayım.
Yolcu uçaklarına benzemez hiç. Farklı farklı bölümleri yoktur. Evinizin salonu büyüklüğünde tek bir bölme, birçok oturma yeri bir de girişi.
O girişe koyarlar tabutu. Tabut dediğime bakmayın benim gözümün nurunu koydular o gün oraya.

En az 3 saat bu şekilde gürültülü, soğuk bir uçağın içinde uçmak nedir bilir misiniz? Cesaret edip bir türlü onun yanına gidememek nasıldır bilir misiniz? Gidip orda olduğunu bile bile yüzünü görememek sarılıp koklayamamak nedir bilir misiniz? 3 saat be. 3 saat ben ona baktım o bana baktı konuşamadım dokunamadım sarılamadım.

Beyazıt’ın en büyük isteklerinden biri uçağa binmekti. Söz oğlum bindiricem seni demiştin. Bir şekilde yine tuttun sözünü babam. Verdiğin her sözü tuttun bir şekilde. İçin rahat olsun.

Seni son kez gördüğümde evden giderken beni yataktan kaldırmamıştın.
Vedalar hep zordu senin için. Yatak sıcacıktır şimdi ben olsam hiç kalkmam ooh mis demiştin. Şimdi çok üşüyor musun toprağın altında?
Sen soğuğu hiç sevmezsin ki. Ama bilirim.
Başındaki bayrağın kızıllığında ısınmayı iyi bilirsin -ki o kızıllığın birazı da sensin.

Bugün 1 yıl oldu canımın içi. Senden sonra hiçbir şey aynı değil.
En mutlu anımızda bile bir burukluk var. Herhangi bir saygı duruşunda hep gözlerimiz dolar.
Ki ben sana karşı hep öyle duruyor olacağım.
Ne mutlu sana ki istediğin şekilde gittin oraya. Ne mutlu. Ama biz seni, sesini, kokunu, gülüşünü çok özledik.
Sensiz çok zor.
Aşkın yaşı 17’ydi baba. Ben senden sonra 18 oldum.

Zühre Selma Karaman

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.