SULTAN III. SELİM VE KABAKÇI MUSTAFA

On sekizinci yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti içte ve dışta çeşitli düşmanlarla mücâdele ediyordu. 1789 Fransız ihtilâlinden sonra Avrupa’da meydana gelen olaylar Osmanlı ülkesini etkilemedi. Hattâ Sultan Üçüncü Selim Han “Nizâm-ı Cedîd” adı ile askerî, mülkî, idârî, ticârî, içtimâî ve siyâsî bir dizi ıslâhât teşebbüslerine girişerek devlete yeni bir hayâtiyet ve canlılık getirdi.

Bu durum Rusya, Fransa ve İngiltere’nin hoşuna gitmedi. Çünkü bunlar, Osmanlı Devletinin toparlanmasını istemiyorlardı. Bunun için Selim Hanın kurduğu modern Nizâm-ı Cedîd ordusunu istemeyen Yeniçeriler ile menfaatperestleri ve Osmanlı Devletinin yıkılmasını isteyen hâinleri harekete geçirdiler.

Akka mağlubiyetini bir türlü unutamayan Fransızların İstanbul Sefîri Sebastiani’nin teşvik ve Selânikli dönme Sadâret Kaymakamı Köse Mûsâ’nın tahrikleriyle âsîler ayaklanmaya hazır hâle geldiler, Haseki Halil Ağa’nın parçalanarak öldürülmesiyle isyân başlatıldı. Kabakçı Mustafa’yı lider seçtiler. Kabakçı Mustafa yıllarca Balkanlarda dolaşmış, Rusya’da ihtilal eğitimi almış profesyonel bir ihtilalciydi. Böylece Türk tarihinde profesyonel ihtilaller devri başlıyordu.

Sultan Üçüncü Selim Han, Müslüman kanı dökülmesini istemedi. “Bu işlere sebep, benim hilmimdir (yumuşak huylu olmamdır)!” demesi üzerine, Köse Mûsâ âsileri teskin edeceğini ifâde ederek Nizâm-ı Cedîd askerlerinin kaldırıldığı hakkındaki fermanı çıkarttı. Kararın hemen ardından Köse Mûsâ harekete geçti.

Çardak ve Unkapanı İskelesine gelen âsîler, Yeniçeriler ile birleşip, Nizâm-ı Cedîd taraftârı devlet adamlarını katlettiler. Daha sonra Pâdişâhı da istemiyoruz diye bağıran âsîler, 29 Mayıs 1807’de Sultan Üçüncü Selim Han’ı tahttan indirip, yerine Sultan Dördüncü Mustafa Han’ı geçirdiler. Bütün ilerlemeler, yenilikler durduruldu. Kabakçı Mustafa Turnacıbaşılık pâyesiyle Boğaz’a tâyin edildi. Hükûmet işlerinde nüfûz sâhibi oldu. Ancak bu çok kısa bir zaman sürdü. Temmuz 1808’de Boğaz’daki evinde öldürüldü. Fakat bu isyanın bedeli ağır oldu devlete. Devlet, koskoca elli sene kaybetti. Teknolojik yarışta, Batıya yetişmek artık hayal oldu.

Buna rağmen yeniliklere devam edildi. Fakat, Batılılar Osmanlı Devletinin ilmi ve teknik alandaki ilerlemelerine mani olabilmek; onları içte ve dışta zayıflatmak için bütün güçleriyle çalışmaya devam ettiler. Osmanlı ülkesine gönderdikleri sefirler, tüccarlar, bilginler ve ajanlar vasıtasıyla azınlıkları tahrik ederek, bölücülük yaparak ve nüfuz edebildikleri devlet adamlarını kullanarak Osmanlıları tarih sahnesinden silmek istediler.

Okumak, ilim irfan sahibi olmaları için Avrupa’ya gönderilen Türk gençlerinin beyinlerini yıkayarak, bedeni Türk; fakat düşünüşü, anlayışı ve yaşayışı itibariyle tam bir Avrupalı haline getirdiler. Osmanlı Padişahları ve Osmanlı elitleri, örf ve âdeti muhafaza ederek, Batı’nın sadece teknolojisini almak istiyorlardı. Fakat beyni yıkanmış Batı hayranları teknolojiyi değil, Batı’nın rezaletlik lerini getirdiler.

You may also like...