ÜÇ AHBAB ÇAVUŞLAR

Osmanlı İmparatorluğu o günlerde çok bunalımlıdır. Abdülhamid Han tahttan indirilmiş, Beylerbeyi Sarayında köhne bir odaya kilitlenmiştir. Yönetime el koyan Enver, Talat ve Cemal Paşalar maceracı ve gözü karadırlar. Almanlar özellikle Enver Paşa’yı avuçlarına alırlar. Öyle ki İstanbul’a kalkan trenlerin üstüne bile “Berlin-Enverland” yazarlar.

Talat Paşa idadi (ortamektep) diploması bile olmayan bir postacıdır. Ancak mason olunca önü açılır. “İttihat ve Terakki militanlığı”ndan, “Dahiliye Nazırlığı”na çıkarılır. Ancak o komitacılıktan vazgeçmez. Rakiplerini katlede katlede yükselir ki kanlı Babıali baskını bunlardan sadece biridir. Cenab Şehabeddin’e göre Tâlat paşa, ünlü Bulgar komitacısı Sandasky’e taş çıkartacak kadar “habis zekalıdır” ünlü yazar onu “ağ ören, tuzak kuran, pusuya yatan, harmanyola çeviren bir hilekâr” olarak tarif eder.

Cemal Paşa ise gittiği her yerde darağacı kurduran, karışıklıklarda önce Müslümanları astıran, müstehzi, kibirli ve zalim biridir. Yanına yaklaşılmaz. Ermeni hayranıdır ve bunu saklamaz. Arabları şirazeden çıkarmak için ne gerekiyorsa onu yapar. O günlerde Almanya’nın İstanbul sefiri Baron Van Wangenheim toplantı üstüne toplantı düzenler, nefis Türkçesi ile pembe tablolar çizer. “Siz doğudan biz batıdan bastıralım. Hudutlarımız birbirine kavuştuğu zaman bizi kim tutabilir?” der.

Bu kurt politikacı ne yapar yapar bizimkilere bir anlaşma imzalatmayı becerir. Buna göre Rusya itilaf devletlerine katılır ve Almanya savaşa sürüklenirse Osmanlılar da harbe girecekdir. Halbuki imzaların atıldığı saatlerde Rusya çoktan cephede yerini almış ve Almanya resmen savaş ilan etmiştir. Enver Paşa’nın bunu bilmemesi mümkün değildir. Sırf “Wangenheim’in tatlı hatırı için” koca imparatorluğu maceraya sürüklemek akılla, mantıkla izah edilebilecek bir gaf değildir.

Çok geçmez Goeben ve Breslau adlı iki Alman zırhlısı Cezayir kıyılarındaki Fransız hedeflerini saldırır, İngiliz donanması tarafından sıkıştırılınca bize sığınırlar. İngilizler efendi efendi gelir ve bu iki geminin karasularımızdan çıkarılmasını isterler. Ancak Enver Paşa bu iki zırhlıyı satın aldıklarını söyler. Alman gemicilerine fes giydirmekle meseleyi halledeceğini zanneder.

Midilli ve Yavuz adını alan zırhlıların kumandanı Amiral Souchon bizim safları kolay kandırır ve Kara deniz’de talim izni çıkarır. Souchon halatları toplar toplamaz Rus limanlarına dayanır. “Osmanlı bayrağı altında” Odessa, Kefe ve Novorossisky’i bombalar. İki Rus gemisini ve bir Fransız vapurunu batırır ki artık savaş kaçınılmazdır.

Rusya hemen Osmanlı Devletine bir ültimatom verir ve arkasından da harp ilan eder. Böylece “Üç Ahbab Çavuşlar”, bir heves uğruna koca imparatorluğu sonu belirsiz bir maceraya sürüklediler. 4 sene süren bu harbin neticesinde, Osmanlı Devleti sona erdi ve 3,5 milyon vatan evladı bir hiç uğruna can verdi.

You may also like...